evet değerli bilişim uzmanları size yine sıklıkla karşılaşacağınız bir sorunu ve çözüm yolunu yine basit bir kaç işlemle anlatmaya çalışacağım.
sorunumuz başlıkta görüldüğü üzere cpu nun sürekli %100 lerde dolaşması ve bu bilgisayarın yavaşlamasıdır.
çözüm aslında oldukça basittir fakat yüzde yüz bu sorunun çözümü benim izlediğin ilk yol demek istemiyorum. genel anlamda ilk yapılacak çözüm bu olmalıdır diyorum.
adım adım izleyerek herkesin yapabiliceği yol :
start - run - msconfig ,,,, yazılmalı
services kısmında en aşağı kısımlarda ( kullandığınız servislere göre değişim olabilir ) Automatic Updates ( ms system update ) servisini kapamak olacak.
makinenizi restart edin ve sonuca bakın
iyi günler dilerim :)
22 Mart 2009 Pazar
28 Şubat 2009 Cumartesi
hakemliğin bana kattıkları
yaklaşık 8 senedir devam eden basketbol hakemliği kariyerim sayesinde insalara , olaylara bakışıma kattıklarından ve birazda basketbol hakemliğinin iş yaşantısına olan etkilerinden bahsetmek istiyorum.
hiç tanımadığınız ; saha içerisindeki 10 oyuncu , yedekler ve teknik heyetle birlikte yaklaşık 30 kişiyi 1 saat 30 dakika yada biraz daha uzun bir süre boyunca yönetmek , ciddi psikolojik ve fiziksel performans harcamanız demektir.
müsabakanın zorluk derecesine / önemine göre , kendinizi yabancısı olduğunuz ,bazen soğuk bazen havasız ama ne ile karşılaşabileceğinizi bilmediğiniz bir salona girene kadar bu yabancı ortama adapte olmak için 1 saatlik bir zaman diliminiz vardır.
deplasmanlı liglerde yanınızdaki diğer hakemin çizgisini , yapısını , tecrübesini v.s bilememeniz , sahada ki tek dostunuz ve partneriniz olan kişiye güveninizi ancak maçın ilk bi kaç dakikasında anlayabileceğiniz gibi ciddi sorunlar içerisinde müsabaka yönetmeye gidersiniz.
eni 15 boyu 28 metre olan bir sahada 10 tane iri yarı , uzun boylu adamın birbilerine temas etmeleri kaçınılmazdır. Ve bu 10 kişi içinden sizi etkilemek isteyen , zaman zaman art niyetli oyuncularla , sürekli muhattap olmak , zaman zaman da bunu engellemek için vereceğiniz cezalar ( teknik faul ) yaptırımlar uygulamak zorunda kalacağınız bir ortamdasınız.
bu kadar negatif bir bakıştan sonra neden bu işle uğraşıldığının cevabını da vermem gerekir.
1- hem pozitif hem negatif tepkiyi - reaksiyonu alabileceğiniz harkulade bir ortamdır
2- aynı saha , aynı oyuncular v.s her şartın aynı olmasına rağmen hiç bir müsabakanın sonucu aynı olmayacaktır. dinamizm içerin bir olgudur spor olayı.
3- sahada ki tüm kararlarınız maalesef doğru olamayacaktır. hatasız maç yönetemeyeceğinizi bilirsiniz ama bunu en az hata seviyesinde bırakmak için az önceki kötü kararınız anında unutmanız ve diğer kararlarınızı etkilememesi için kendi psikolojinizi buna göre hazırlamanız sizi hayatınızla ilgili vereceğiniz doğru-yanlış kararlar sonrasında daha güçlü kılıyor olacaktır.
4- gittiğinizi şehirlerde - turnuvalarda - edindiğiniz sayısız arkadaş ; her meslek grubundan edineceğiniz sosyal çevrenizi başka hiç bir hobi ile edinemezsiniz.
5- bu hobi size klasman seviyenize göre ciddi maddi gelir getirecektir.
6- çevrenizdeki insanların size bakış açıları değişecektir.
7- başarılı bir yönetim sonrası sizinde kendinize olan bakışınız , duruşunuz değişecektir.
8-stresle başa çıkmayı öğrenmek için bundan daha iyi bir ortam bulunamaz.
aslında daha bir sürü madde ile devam edilebilinir , ben bu kadarını şimdilik yeterli buluyorum.
bu maddeler aynı zamanda sizi gelecekti iş yaşantınıza hazırlar. ve bir çok profesyonel hakemin iş kariyerlerinde çevresindekilerden daha kolay karar alıp uygulayabildiğini gözlemlersiniz.
en son madde ile özellikte IT alanında çalışan bir kişinin edinmesi gereken stresle başa çıkmayı öğrenmek hakemliğin benim şu an yapmakta olduğum iş için ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.
hakem şansı hem maçlarınızda , hem iş yaşantınızda , hemde özel yaşantınızla hep yanınızda olsun..
iyi maçlar :)
hiç tanımadığınız ; saha içerisindeki 10 oyuncu , yedekler ve teknik heyetle birlikte yaklaşık 30 kişiyi 1 saat 30 dakika yada biraz daha uzun bir süre boyunca yönetmek , ciddi psikolojik ve fiziksel performans harcamanız demektir.
müsabakanın zorluk derecesine / önemine göre , kendinizi yabancısı olduğunuz ,bazen soğuk bazen havasız ama ne ile karşılaşabileceğinizi bilmediğiniz bir salona girene kadar bu yabancı ortama adapte olmak için 1 saatlik bir zaman diliminiz vardır.
deplasmanlı liglerde yanınızdaki diğer hakemin çizgisini , yapısını , tecrübesini v.s bilememeniz , sahada ki tek dostunuz ve partneriniz olan kişiye güveninizi ancak maçın ilk bi kaç dakikasında anlayabileceğiniz gibi ciddi sorunlar içerisinde müsabaka yönetmeye gidersiniz.
eni 15 boyu 28 metre olan bir sahada 10 tane iri yarı , uzun boylu adamın birbilerine temas etmeleri kaçınılmazdır. Ve bu 10 kişi içinden sizi etkilemek isteyen , zaman zaman art niyetli oyuncularla , sürekli muhattap olmak , zaman zaman da bunu engellemek için vereceğiniz cezalar ( teknik faul ) yaptırımlar uygulamak zorunda kalacağınız bir ortamdasınız.
bu kadar negatif bir bakıştan sonra neden bu işle uğraşıldığının cevabını da vermem gerekir.
1- hem pozitif hem negatif tepkiyi - reaksiyonu alabileceğiniz harkulade bir ortamdır
2- aynı saha , aynı oyuncular v.s her şartın aynı olmasına rağmen hiç bir müsabakanın sonucu aynı olmayacaktır. dinamizm içerin bir olgudur spor olayı.
3- sahada ki tüm kararlarınız maalesef doğru olamayacaktır. hatasız maç yönetemeyeceğinizi bilirsiniz ama bunu en az hata seviyesinde bırakmak için az önceki kötü kararınız anında unutmanız ve diğer kararlarınızı etkilememesi için kendi psikolojinizi buna göre hazırlamanız sizi hayatınızla ilgili vereceğiniz doğru-yanlış kararlar sonrasında daha güçlü kılıyor olacaktır.
4- gittiğinizi şehirlerde - turnuvalarda - edindiğiniz sayısız arkadaş ; her meslek grubundan edineceğiniz sosyal çevrenizi başka hiç bir hobi ile edinemezsiniz.
5- bu hobi size klasman seviyenize göre ciddi maddi gelir getirecektir.
6- çevrenizdeki insanların size bakış açıları değişecektir.
7- başarılı bir yönetim sonrası sizinde kendinize olan bakışınız , duruşunuz değişecektir.
8-stresle başa çıkmayı öğrenmek için bundan daha iyi bir ortam bulunamaz.
aslında daha bir sürü madde ile devam edilebilinir , ben bu kadarını şimdilik yeterli buluyorum.
bu maddeler aynı zamanda sizi gelecekti iş yaşantınıza hazırlar. ve bir çok profesyonel hakemin iş kariyerlerinde çevresindekilerden daha kolay karar alıp uygulayabildiğini gözlemlersiniz.
en son madde ile özellikte IT alanında çalışan bir kişinin edinmesi gereken stresle başa çıkmayı öğrenmek hakemliğin benim şu an yapmakta olduğum iş için ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.
hakem şansı hem maçlarınızda , hem iş yaşantınızda , hemde özel yaşantınızla hep yanınızda olsun..
iyi maçlar :)
26 Şubat 2009 Perşembe
OUTLOOK SORUNLARI
genelde bir sistemci olarak kullanıcı problemleri can sıkıcıdır ve bir kaç yılını vermiş bir kişiye bir katma değeri olamayan iş yükü olarak görülür ve gerçektende öyledir.
karşılaştığım bir kaç sorun ve çözüm mantığını paylaşmak istedim. genelde sorunları 0x800 ile başlayan ve genelde size çözüm olarak ilk önerilen profili silmek olan bir sürü sayfa ve yazı arasında kaybolmanız içten bile değilken bu konuda ben hata kodlarını yazmak istemiyorum, zaten onları google dan bulabilirsiniz.
bu sektörde benden daha yeni olan kişiler için ufak ipuçlarına başlayalım :
1 - outlook 2003 ile 2007 ara yüzünü - tablarını çok iyi öğrenmelisiniz.
2- sağ alt köşede outlook iconu na ctrl+sağ click yaptığınızda normal sağ click ten farklı bir menu çıkmaktadır . sizin için kritik bir buton olan connection statusu herhangi bir sorunda kontrol edin.
3- profil silmek ve yeni bir outlook profil oluşturmak zorunda kalacağınız ve çözümü daha kısa sürede ulaşacağınız durumlar için C:\Documents and Settings\xxx user name xxx\Application Data\Microsoft\Outlook klasörünün altında ki profiliniz ile aynı isimdek xx.nk2 dosyasının bir kopyasını alıp bunu yeni profil isminizle değiştirerek kullanıcıların kısa isim listesini kurtarmış olursunuz ( ör: ahmet yazınca ahmet@hotmail.com mail adresinin gelmesidir )
4- zaman zaman karşılaşılan .ost dosyasını silmek için kullanıcıya uyarı mesajı gelecektir. bu konuda korkmadan ilgili ost dosyasını silin ve outlook u tekrar başlatın . .ost dosyası yeniden yazılacaktır.
5- outlook 2007 yi kapattığınızda task manager dan processes kısmından kapanıp kapanmadığını da kontrol etmeniz size " az önce outlook kapattım ama şimdi açamadım" diye şikayette bulunan kullanıcıların sorununuda çözecektir.
6- start - run - outlook /safe de bazı sorunların direk çözümü olacaktır.
bunlar temel sorunlara karşı uygulayacağınız basit çözümlerdir.
sorunsuz günler dilerim
karşılaştığım bir kaç sorun ve çözüm mantığını paylaşmak istedim. genelde sorunları 0x800 ile başlayan ve genelde size çözüm olarak ilk önerilen profili silmek olan bir sürü sayfa ve yazı arasında kaybolmanız içten bile değilken bu konuda ben hata kodlarını yazmak istemiyorum, zaten onları google dan bulabilirsiniz.
bu sektörde benden daha yeni olan kişiler için ufak ipuçlarına başlayalım :
1 - outlook 2003 ile 2007 ara yüzünü - tablarını çok iyi öğrenmelisiniz.
2- sağ alt köşede outlook iconu na ctrl+sağ click yaptığınızda normal sağ click ten farklı bir menu çıkmaktadır . sizin için kritik bir buton olan connection statusu herhangi bir sorunda kontrol edin.
3- profil silmek ve yeni bir outlook profil oluşturmak zorunda kalacağınız ve çözümü daha kısa sürede ulaşacağınız durumlar için C:\Documents and Settings\xxx user name xxx\Application Data\Microsoft\Outlook klasörünün altında ki profiliniz ile aynı isimdek xx.nk2 dosyasının bir kopyasını alıp bunu yeni profil isminizle değiştirerek kullanıcıların kısa isim listesini kurtarmış olursunuz ( ör: ahmet yazınca ahmet@hotmail.com mail adresinin gelmesidir )
4- zaman zaman karşılaşılan .ost dosyasını silmek için kullanıcıya uyarı mesajı gelecektir. bu konuda korkmadan ilgili ost dosyasını silin ve outlook u tekrar başlatın . .ost dosyası yeniden yazılacaktır.
5- outlook 2007 yi kapattığınızda task manager dan processes kısmından kapanıp kapanmadığını da kontrol etmeniz size " az önce outlook kapattım ama şimdi açamadım" diye şikayette bulunan kullanıcıların sorununuda çözecektir.
6- start - run - outlook /safe de bazı sorunların direk çözümü olacaktır.
bunlar temel sorunlara karşı uygulayacağınız basit çözümlerdir.
sorunsuz günler dilerim
24 Şubat 2009 Salı
ÖLÜMSÜZLÜK
Bu ve benzeri yazıları insanların modern hayattaki , ölümsüzlük arayışları olarak adlandırmak istiyorum.
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar insanlar hep ölümsüzlüğü aramışlardır. Bu arayış İnkalardan, Azteklere,Mısırlılara ve şimdi günümüzde bizlere sirayet etmiş durumda.
Mısır Firavunları ölümsüzlüklerini göstermek için kendilerini mumyalatırlerken ; günümüzde biz , bizden sonraki insanlara, sevdiklerimize bizi unutmasınlar diye çeşit - çeşit ,türlü - türlü internet sitelerine girip profiller oluşturuyor videolar-klipler-yazılar yazma telaşına düşüyoruz.
Aslında internetin büyük kolaylığı ile belki fikir adamlarına, düşünürlere, devlet adamlarına, komutanlara ve aklınıza gelebilecek diğer Dünya tarihinde çeşitli yerler edinmiş BÜYÜK İNSANLARA özenip bizde kendimize tarih sahnesinde yer arıyoruz.
Bu ve buna benzer yazıların içimizdeki bu arayıştan geldiği düşüncesini sanırım biraz düşündükten sonra sizlerde haklı bulacaksınız. Sizlerde bu hissiyatta olmasaydınız bu yazıyı okumuyor veya yazmıyor olmalıydınız. Bence hepimizin ortak noktası tam da bu nokta.
ilk yazımı daha fazla uzatmadan ve uzun yazıları okutmaktan ve yazmaktan sıkılan birisi olarak sonlandırıyorum...
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar insanlar hep ölümsüzlüğü aramışlardır. Bu arayış İnkalardan, Azteklere,Mısırlılara ve şimdi günümüzde bizlere sirayet etmiş durumda.
Mısır Firavunları ölümsüzlüklerini göstermek için kendilerini mumyalatırlerken ; günümüzde biz , bizden sonraki insanlara, sevdiklerimize bizi unutmasınlar diye çeşit - çeşit ,türlü - türlü internet sitelerine girip profiller oluşturuyor videolar-klipler-yazılar yazma telaşına düşüyoruz.
Aslında internetin büyük kolaylığı ile belki fikir adamlarına, düşünürlere, devlet adamlarına, komutanlara ve aklınıza gelebilecek diğer Dünya tarihinde çeşitli yerler edinmiş BÜYÜK İNSANLARA özenip bizde kendimize tarih sahnesinde yer arıyoruz.
Bu ve buna benzer yazıların içimizdeki bu arayıştan geldiği düşüncesini sanırım biraz düşündükten sonra sizlerde haklı bulacaksınız. Sizlerde bu hissiyatta olmasaydınız bu yazıyı okumuyor veya yazmıyor olmalıydınız. Bence hepimizin ortak noktası tam da bu nokta.
ilk yazımı daha fazla uzatmadan ve uzun yazıları okutmaktan ve yazmaktan sıkılan birisi olarak sonlandırıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)